Dilimizi Doğru Konuşuyo muyuz?

Dilimizi Doğru Konuşuyo muyuz?

Dilimiz için, “Güzel dil Türkçe bize, başka dil gece bize, İstanbul Konuşması en saf, en ince bize” demişti değerli şairimiz Ziya Gökalp. Dilimiz, güzel bir dil olduğu kadar, bir o kadar da zor bir dildir. Peki bu zorluk nereden ileri geliyor? Eski Anadolu Türkçesi, Anadolu Selçukluların önce Arapça, sonra da Farsçayı resmi dil olarak kabul etmesiyle dilimiz, Arapça, Farsça ağırlıklı bir dil haline gelmiştir.

Osmanlı döneminde, Tanzimat’tan sonra da Fransa ile siyasî ve kültürel ilişkilerin sonucu olarak dilimize 5000’e yakın kelime girmiştir. Mesela koridor, salon, sinema, taksi, tiyatro, şofben, şoför bunlardan birkaçı.

Cumhuriyetten sonra, tarama, derleme ve türetme yoluyla, Türkçe sözcük oranı artsa da, dilimiz Arapça Farsça ve Fransızca ağırlıklı bir dil olmayı sürdürmüştür. Ancak Fransızcadan dilimize gramer kuralları girmemiş, sadece sözcükler girmiştir. İşte bu nedenle, Fransızca sözcükler söylenirken bir sorun yaşanmaz. Fakat Arapça ve Farsçadan dilimize sözcüklerle birlikte gramer kuralları da girdiğinden, bütün sorun buradadır.

Türkçede olmayan, Arapça ve Farsçadan dilimize geçen sözcüklerdeki ince, uzun ve şapkalı dediğimiz hem ince, hem uzun ünlülerdeki işaretler sonradan kaldırıldığında söyleniş sorunları yaşanmıştır. Mesela, adet, varis, vakıf, alem ve buna benzer sözcüklerin (a) ünlülerine işaret konmadığında söyleniş hataları oluşmaktadır. Anlamları farklı olan âdet, vâris, vâkıf, âlem vb. kelimelerde şapka işaretini kullanıyoruz ve (a)yı uzatarak okuyoruz.

Üniversitedeki öğrencilerimin çoğu, Hakkâri sözcüğündeki son (a)yı kısa söylüyor. Kalan anlamına gelen bakiye sözcüğündeki (a)yı uzun söylüyor, o zaman da kadın ismi oluyor. TV muhabiri, bir tepenin yüksekliğinden söz ederken, bilmem kaç rakımlı tepe diyor,(a)yı kısa söylüyor. Deniz seviyesinin yüksekliğinden bahsediyorsa (a)yı uzun söylemesi gerekir. İsimlerde de hatalar yapılıyor. Mesela Halit sözcüğündeki (a)nın uzun, aksine, Sait sözcüğündeki (a)nın da kısa söylenmesi gerekir. Dinin devlet işlerinden ayrılması anlamına gelen laik sözcüğündeki (a)nın kısa söylenmesi gerekirken genellikle uzun söylendiğine şahit oluyoruz.

Arapça, Farsçadan dilimize geçen ünlülerin söylenişinden konu açılmışken, bu arada “Aslî Uzunluk”tan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Arapça ve Farsçadan dilimize geçen bazı sözcüklerin son hecesindeki ünlü genellikle uzundur. Ama Türkçede kısa söylenir. Fakat ek alınca bu sözcüklerdeki uzunluk ortaya çıkar, buna Aslî Uzunluk denir. Mesela edebiyat sözcüğündeki (a) Türkçede kısa okunur. Fakat ek alınca (a)yı uzun söylememiz gerekir. Tıpkı hayat, sultan, kahraman, destan vb.

Dilimizi doğru konuşmak, hepimizin sorumluluğudur.

Emin Baykırkık
Emekli TRT Başspikeri
Öğretim Görevlisi