Medyadaki Vakalar

Medyadaki Vakalar

Bir ülkenin radyo ve televizyonları sadece mesleki birtakım yayın ilkelerine uymakla yükümlü değildir; o ülkenin dilini kusursuz ve yanlışsız olarak kullanmakla, en iyi şekilde temsil etmekle de yükümlüdürler. Standart dilin öğrenileceği yer, hiç şüphesiz eğitim kurumlarıdır. Ama radyo ve televizyonların bu konudaki işlevi, neredeyse bu kurumların önüne geçmiştir. Kelimelerin doğru söylenişle, doğru yer ve anlamda kullanılışını, insanlar her şeyden önce, radyo ve televizyonlardan öğrenmektedir. Yayın organlarında özellikle sürekli yapılan yanlışlar, halkın onları doğru biçimler olarak algılamasına yol açar; böylece yanlış söylenişler hızla yayılır. Öyleyse radyo ve televizyonlar, Türkçe üzerinde titizlik göstermek konusunda öncü olmalı, diğer kuruluşlara göre sorumluluk taşımalıdırlar.

Radyo ve televizyonlar, geniş halk kitlelerine ulaştıklarından, dilimizi en iyi, en açık ve anlaşılır şekilde kullanmak zorundadırlar. Maalesef medyada, standart Türkçeye aykırı birçok telaffuz (söyleyiş) sorunu ile karşı karşıya kalıyoruz. İlk makalemde (Dilimizi Doğru Konuşuyo muyuz?) şimdi vereceğim örneklerin bazılarından bahsetmiştim. Ama bu kez, daha çok, gündemde olan yaygın yanlışlardan da söz etmek istiyorum. Uzun zamandır dünyayı ve ülkemizi meşgul eden Koronavirüs salgını nedeniyle 24 saat gündemde olan, tekrar edilen ama maalesef yanlış söylenen Vaka kelimesiyle “Yaygın Yanlışlar”a başlamak istiyorum. Tekrar maalesef diyorum, konuşmacıları bir yana bıraktım, spiker ve muhabirler bile Vaaka veya Vaakaa diyorlar. Diksiyon-Fonetik eğitimi alarak bu mesleği yapan kişilerin, böyle hatalara düşmemesi gerekir. Peki bu kelimenin doğrusu nasıl söylenecek?  Vak’a veya Vaka.

Yine gündemde olan bir kelime İzolasyon. Bu kelime de ağızlarda şekilden şekle giriyor, ya İzolasyon (l harfi kalın) veya İzalasyon oluyor. Eveet, yine gün boyunca kulağımızı tırmalayan Sağlık Personelleri söylemi var. Personel, yabancı bir kelime, zaten kendisi çoğul, Person kelimesi kişi demektir. Personel kişiler olur, tekrar (ler) ekine gerek yoktur, dolayısıyla Sağlık Personelleri demek yanlıştır. Doğrusu, Sağlık Personeli’dir.

Râkım, bilindiği gibi deniz seviyesinden yükseklik demektir. Ama genelde (a) kısa söyleniyor. Hâlbuki a harfi bir birim daha uzun söylenmeli. Sıkça yapılan yanlışlardan biri daha Olağanüstü Hâl ek alınca olağanüstü hâlin olması gerekir. Ama sebze-meyve hali gibi söyleniyor; gerçekte (a) uzun (l) de ince okunur.

Alfabe kelimesindeki 2. (a) uzun söyleniyor yanlışlıkla, doğrusu 2. hecedeki (a) harfi de kısa okunacak.

Akabinde kelimesinde (a) harfleri kısadır. Maalesef Aka:binde diyerek ikinci hecedeki (a) harfini uzatıyorlar.

Lakap kelimesinde (l) (a) harfini inceltir. Yani (a) ince okunur. Ayrıca ek alınca da (lâkâbı) diyenler çoğunlukta. Hâlbuki lakabı okunmalı.

Dahi kelimesindeki (a) kısa okunduğunda bile anlamına gelir ama yanlışlıkla (a) harfini uzun okuyorlar. Böyle olunca dâhi; mucit, buluş yapan anlamına geliyor.

Azami, Arapçadan geçme, en çok anlamında kullanılan bir kelime. Baştaki (a) ve sondaki (i) uzun okunur. Maalesef yine yaygın olarak Aza:mî deniyor doğrusu (A:zamî).

Yarın kelimesindeki (a) harfinin kısa okunması gerekirken (a) uzatılıyor.

Zarar ve Yarar kelimeleri ek alınca son hecelerindeki (a) lar kısa okunur. Aksine Karar bunlardan farklı, bu kelimenin son hecesindeki (a) ek alınca uzar.

Gazap kelimesine gelince, ikinci hecedeki (a) ek alınca uzun okunmaz. Gel gör ki spiker, muhabir ve tiyatro sanatçıları dâhil, istisnasız Gaza:bı diyorlar. Kanımca bu kelime Arapça kökenli olduğu için, ek alınca da ikinci hecedeki (a) nın uzun okunması gerekir diye düşünüyorlar ama yanılıyorlar.

Yaygın söyleniş bozukluklarından biri de Tarikat. Bu kelimede ilk hecedeki (a) harfinin kısa, ikinci hecedeki (i) harfinin uzun söylenmesi gerekirken maalesef, iki harf de hatalı söyleniyor. Doğrusu Tarîkat.

“Yaygın Yanlışlar”ın doğru söylenişlerine daha sonra kaldığımız yerden devam edeceğim. Vurgu yanlışlarını, anlatım bozukluklarını da zamanla sizlerle paylaşacağım, yaygın yanlışlardan fırsat bulabilirsem.

Dilimizi doğru konuşmak, hepimizin sorumluluğudur.

Emin Baykırkık
Emekli TRT Başspikeri
Öğretim Görevlisi